Jeomorfoloji

Yer şekillerinin oluşumunu, gelişimini ve bu süreçleri kontrol eden iç (tektonik) ve dış (erozyon, ayrışma) kuvvetleri bilimsel bir metodolojiyle inceler.


VIZEFINALBÜTÜNLEME
2024-20252024-20252024-2025
2023-20242023-20242023-2024

ANTROPOJENİK JEOMORFOLOJİ ÜNİTE ÖZETİ

Giriş: İnsan ve Yeryüzü Şekilleri

Antropojenik jeomorfoloji, insanın yeryüzünü şekillendirme süreçlerini ve bu süreçlerin sonucunda ortaya çıkan yer şekillerini inceleyen bir bilim dalıdır. Modern dünyada insan, artık sadece doğadan etkilenen pasif bir varlık değil; nehirlerin akışını değiştiren, dağları tıraşlayan ve kıyı çizgilerini yeniden çizen aktif bir jeomorfik etkendir.


Ünite 1: Antropojenik Jeomorfolojiye Giriş ve Temel Kavramlar

Antropojenik jeomorfoloji, klasik jeomorfolojinin bir alt dalı olarak gelişmiştir. Geleneksel jeomorfoloji; rüzgar, su, buz ve tektonik gibi doğal etkenlerin yer şekilleri üzerindeki etkisine odaklanırken, antropojenik jeomorfoloji odağına “insan”ı koyar.

Temel Kavramlar: İnsanın jeomorfik etkisi iki şekilde gerçekleşir:

  1. Doğrudan Etki: Maden ocakları açmak, baraj inşa etmek veya tüneller kazmak gibi doğrudan mekanik müdahalelerdir. Burada insan bizzat bir “erozyon etkeni” gibi çalışır.
  2. Dolaylı Etki: İnsanın bir süreci başlatması ve ardından doğanın bu süreci devam ettirmesidir. Örneğin; bir ormanın yok edilmesi sonucu yağmur sularının toprağı daha hızlı süpürmesi (hızlandırılmış erozyon) dolaylı bir etkidir.

Tarihsel Süreç: İnsanın yeryüzüne müdahalesi Tarım Devrimi ile başlamış, Sanayi Devrimi ile ivme kazanmış ve günümüzde “Büyük Hızlanma” dönemine girmiştir. Bugün insanoğlu, dünya genelindeki tüm nehirlerin toplamından daha fazla malzemeyi yerinden oynatmaktadır.


Ünite 2: Antroposen Kavramı ve Jeolojik Zaman Dilimi

Antroposen veya “İnsan Çağı”, insanın küresel ekosistemler ve jeoloji üzerinde belirleyici bir güç haline geldiği yeni bir jeolojik devir önerisidir.

Antroposen’in Başlangıcı: Bilim insanları arasında tartışmalar sürse de, Antroposen’in başlangıcı genellikle şu üç döneme dayandırılır:

  • Erken Antroposen: Tarımın başlaması ve ormanların kesilmesiyle atmosfere salınan karbondioksit artışı.
  • Sanayi Devrimi (1784): Fosil yakıt kullanımının artışı ve atmosferik değişimler.
  • Büyük Hızlanma (1950 sonrası): Nükleer denemeler sonucu radyoaktif serpintilerin tortullarda birikmesi, plastik kullanımı ve nüfus patlaması.

Antropojenik jeomorfoloji bu noktada önem kazanır; çünkü Antroposen’in en somut kanıtları yer yüzeyindeki fiziksel değişimlerdir. Yapay tepeler, derin maden çukurları ve betonlaşan yüzeyler bu dönemin “jeolojik izleri”dir.


Ünite 3: Jeomorfik Bir Etken Olarak İnsan ve Madde Döngüsü

Bu ünitede insanın doğal süreçlerle kıyaslandığında ne kadar büyük bir güç olduğu nicel verilerle ele alınır.

Sediment (Tortul) Hareketliliği: Doğal süreçlerde nehirler her yıl milyarlarca ton tortuyu denizlere taşır. Ancak insan; tarım, inşaat ve madencilik faaliyetleri yoluyla bu miktarın çok daha fazlasını yerinden oynatmaktadır.

  • Doğrudan Yer Değiştirme: İnşaat kazıları, baraj dolguları, maden pasaları.
  • Hızlandırılmış Erozyon: Yanlış tarım teknikleri nedeniyle toprağın doğal hızından 10 ila 100 kat daha hızlı taşınması.

İnsan artık “jeomorfik bir makine” gibidir. Bu durum, jeomorfolojik dengenin (dinamik denge) bozulmasına ve doğanın bu yeni duruma ekstrem olaylarla (sel, heyelan) tepki vermesine neden olur.


Ünite 4: Tarımsal Faaliyetlerin Jeomorfik Etkileri

Tarım, insanın yeryüzünü en geniş ölçekte değiştirdiği faaliyettir.

Ormansızlaşma ve Toprak Erozyonu: Tarım alanı açmak için bitki örtüsünün tahrip edilmesi, toprağı korumasız bırakır. Yağmur damlalarının kinetik enerjisi toprağı parçalar (sıçrama erozyonu) ve ardından yüzey akışıyla toprak taşınır.

Teraslama (Taraçalama): Eğimli arazilerde tarım yapabilmek için basamaklar oluşturulması, antropojenik kökenli bir topoğrafya yaratır. Teraslar, suyun akış hızını keserek erozyonu önlese de, bakımsız kalan teraslar büyük heyelan riskleri taşır.

Pulluk ile İşleme: Toprağın sürekli aynı yönde sürülmesi, “pulluk tabanı” denilen sert bir katmanın oluşmasına ve toprağın fiziksel yapısının değişmesine neden olur. Ayrıca yamaç aşağı sürme işlemleri, malzemenin yerçekimiyle aşağı taşınmasını hızlandırarak “antropojenik soliflüksiyon” benzeri bir süreç yaratır.


Ünite 5: Madencilik ve Jeomorfoloji

Madencilik, yer kabuğunun en derin ve en radikal şekilde değiştirildiği antropojenik süreçtir.

Açık İşletme ve Kazı Formları: Devasa boyutlardaki maden ocakları (örneğin Bingöl-Karlıova veya dünyadaki Bingham Kanyonu gibi), yapay sirklere benzeyen devasa çukurlar oluşturur. Bu alanlarda doğal drenaj sistemi tamamen yok edilir.

Döküm Alanları (Pasalar): Cevher çıkarıldıktan sonra arta kalan ekonomik değeri olmayan malzemenin biriktirilmesiyle “yapay dağlar” veya “tepeler” oluşur. Bu yığınlar genellikle gevşek yapıda oldukları için heyelanlara ve şiddetli erozyona açıktır.

Tasman (Çökme) Olayları: Kapalı işletme (yeraltı) madenciliğinde, yeraltındaki boşlukların tavanının çökmesi sonucu yüzeyde dairesel veya eliptik çökmeler meydana gelir. Bu durum yerleşim alanları ve tarım arazileri için büyük risk oluşturur.


Ünite 6: Ulaşım ve Yerleşme (İnşaat) Faaliyetleri

Modern şehirleşme ve ulaşım ağları, doğal topoğrafyayı tanınmaz hale getirir.

Yarma ve Dolgular: Karayolları ve demiryolları inşa edilirken eğimi minimize etmek için yüksek yerler kazılır (yarma), alçak yerler ise doldurulur (dolgu). Bu durum yamaç dengesini bozar ve sıklıkla antropojenik heyelanlara davetiye çıkarır.

Kentsel Jeomorfoloji: Şehirlerin kurulduğu alanlarda doğal zemin beton ve asfaltla kaplanır (geçirimsiz yüzeyler). Bu durum suyun yer altına sızmasını engelleyerek yüzeysel akışı artırır ve şehir sellerine yol açar. Ayrıca şehirlerde vadilerin doldurulması veya dere yataklarının daraltılması, jeomorfik sistemin doğal işleyişine en büyük darbelerden biridir.

Yapay Adalar ve Kıyı Doldurmaları: Dubai’deki Palmiye Adaları veya Türkiye’deki kıyı dolgu alanları (Ordu-Giresun Havalimanı gibi), tamamen insan yapımı olan “yeni jeomorfik birimler”dir.


Ünite 7: Hidrolojik Müdahaleler ve Jeomorfik Sonuçları

İnsan, su döngüsüne müdahale ederek nehir ve kıyı jeomorfolojisini kökten değiştirir.

Barajların Etkisi: Barajlar, nehirlerin taşıdığı sedimentin denizlere ulaşmasını engeller.

  • Memba Etkisi: Baraj gölü içinde sediment birikir (rezervuar sedimentasyonu) ve barajın ömrünü kısaltır.
  • Memsap Etkisi: Barajın aşağı kesiminde “aç su” (sedimentini bırakmış su) yatağı daha şiddetli aşındırır. Deltalara sediment gitmediği için deltalarda küçülme ve kıyı erozyonu başlar (Örn: Nil Deltası).

Akarsu Islahı ve Kanalizasyon: Nehir yataklarının beton kanallar içine alınması ve mendereslerin kesilerek yatağın düzleştirilmesi, suyun hızını artırır. Bu durum, doğal ekosistemi yok ettiği gibi, taşkın riskini aşağı havzalara daha şiddetli bir şekilde taşır.

Kıyı Mühendisliği: Mendirekler, mahmuzlar ve dalgakıranlar kıyı boyu sediment taşınımını keser. Bir tarafta kum birikirken, diğer tarafta şiddetli aşınma meydana gelir. Bu, “kıyı çizgisinin antropojenik olarak yeniden düzenlenmesi”dir.


Değerlendirme ve Sonuç

Antropojenik jeomorfolojinin ilk 7 ünitesi bize şunu göstermektedir: İnsan artık doğal süreçlerin bir parçası değil, onları yöneten veya bozan ana aktördür. Tarımdan madenciliğe, şehircilikten baraj inşaatlarına kadar her faaliyetimiz, yer kabuğunda milyonlarca yıl sürecek kalıcı izler bırakmaktadır.

Ünite 8: Kıyı Jeomorfolojisi ve İnsan Etkileri

Kıyı bölgeleri, dünya nüfusunun büyük bir kısmının toplandığı ve insanın jeomorfik müdahalesinin en yoğun olduğu alanlardır. Bu ünitede, kıyı çizgisi üzerindeki yapay değişimler incelenir.

Kıyı Mühendisliği ve Sediment Dengesi: Limanlar, mendirekler ve dalgakıranlar, kıyı boyu kum taşınımını (longshore drift) kesintiye uğratır. Bu durum, yapının bir tarafında aşırı kum birikmesine (akümülasyon), diğer tarafında ise şiddetli erozyona neden olur. Bu, doğal kıyı dengesinin antropojenik olarak bozulmasının en tipik örneğidir.

Kıyı Dolguları (Land Reclamation): Özellikle arazi kıtlığı çeken büyük şehirlerde (İstanbul-Maltepe/Yenikapı, Dubai, Hollanda) deniz doldurularak yeni yaşam alanları oluşturulur. Bu “antropojenik kıyı çizgileri”, denizin hidrodinamik gücüne karşı savunmasızdır ve ekosistemi kökten değiştirir. Ayrıca, bu dolgu alanları deprem sırasında sıvılaşma riski en yüksek olan zeminleri oluşturur.


Ünite 9: Turizm ve Rekreasyon Faaliyetlerinin Jeomorfik Etkileri

Turizm, genellikle “bacasız sanayi” olarak görülse de yer şekilleri üzerinde kalıcı fiziksel izler bırakır.

Kış Turizmi ve Kayak Merkezleri: Kayak pistleri oluşturulurken dağ yamaçlarındaki bitki örtüsü kaldırılır ve zemin düzleştirilir. Bu durum, kar erimesi döneminde yüzey akışını hızlandırarak şiddetli erozyona ve antropojenik heyelanlara yol açar. Yapay kar makineleri ise yerel su döngüsünü ve toprak nemini değiştirir.

Kıyı Turizmi ve Golf Sahaları: Kıyı kumullarının (dünlerin) otel inşaatları için düzleştirilmesi, iç kısımların fırtına dalgalarına karşı korumasız kalmasına neden olur. Golf sahaları ise topoğrafyanın tamamen yeniden şekillendirildiği, yapay drenaj sistemlerinin kurulduğu ve doğal morfometrik yapının yok edildiği alanlardır.


Ünite 10: Askeri Faaliyetler ve Savaşın Jeomorfolojik Etkileri

İnsanın yeryüzüne en yıkıcı ve ani müdahalesi savaşlar yoluyla gerçekleşir. Antropojenik jeomorfolojinin bu alt dalı, savaşın yer kabuğundaki kalıcı izlerini inceler.

Bombardıman Kraterleri: Özellikle I. ve II. Dünya Savaşı’ndan kalan cephe hatlarında, yoğun bombardıman sonucu “antropojenik obruklar” veya krater tarlaları oluşmuştur. Bu çukurlar zamanla suyla dolarak yapay gölcüklere dönüşür veya yerel drenajı bozar.

Tahkimatlar ve Hendekler: Kilometrelerce uzanan siperler ve yeraltı sığınakları, yamaç dengesini bozar. Savaş sonrası bu alanların düzgün şekilde kapatılmaması, uzun vadede çökme ve erozyon sorunlarını beraberinde getirir. Ayrıca, askeri amaçlı yapılan havalimanları ve yollar, genellikle çevresel etkiler gözetilmeksizin inşa edildiği için büyük jeomorfik değişimler yaratır.


Ünite 11: Atık Yönetimi ve Antropojenik Çökeller

İnsan faaliyetleri sonucu ortaya çıkan katı atıklar, jeolojik kayıtlarda “yeni bir katman” oluşturacak kadar büyüktür.

Antropojenik Depolama (Landfills): Şehir çöplükleri, maden pasaları ve inşaat molozları, doğal topoğrafya üzerinde devasa “yapay tepeler” oluşturur. Bu birikimler, doğal sedimentasyon süreçlerinden çok daha hızlı gerçekleşir.

  • Teknosfer Katmanı: Geleceğin jeologları, günümüzü plastik, beton ve metal atıklarından oluşan bu karakteristik katmanla (antropojenik fasiyes) tanıyacaktır. Ümraniye-Hekimbaşı çöplük kazasında olduğu gibi, bu yapay tepelerdeki dengesizlikler büyük felaketlere yol açabilir.

Ünite 12: Antropojenik Jeomorfoloji ve Doğal Afetler

Bu ünitede, insanın doğal süreçleri tetikleyerek nasıl “yapay afetler” yarattığı üzerinde durulur.

Tetiklenmiş Heyelanlar ve Seller: Yol yapımı için yamaç topuğunun kesilmesi (yamaç dengesinin bozulması) heyelanları tetikler. Şehirlerdeki geçirimsiz yüzeyler (asfalt/beton) ise suyun sızmasını engelleyerek yağışın anında akışa geçmesine ve “şehir sellerine” neden olur.

Baraj Kaynaklı Depremsellik (RTS): Devasa baraj göllerindeki suyun ağırlığı, yer kabuğu üzerinde stres yaratarak küçük ve orta ölçekli depremleri tetikleyebilir. Bu, insanın jeolojik süreçlere en derin müdahalelerinden biridir. Afet yönetiminde artık “doğal” afet kavramı yerini, insanın payının da olduğu “tekno-doğal” afetlere bırakmaktadır.


Ünite 13: İzleme, Haritalama ve Yöntemler

Antropojenik değişimleri saptamak için modern coğrafi teknikler kullanılır.

Uzaktan Algılama ve CBS: Uydu görüntüleri ve hava fotoğrafları üzerinden yapılan “zaman serisi analizleri”, bir maden ocağının veya bir şehrin yıllar içindeki büyümesini ve yer şekillerini nasıl değiştirdiğini kanıtlar.

  • LIDAR Teknolojisi: Lazer tarama yöntemleri sayesinde, bitki örtüsü altındaki mikro-topoğrafik değişimler (eski siperler, teraslar, kazı alanları) santimetre hassasiyetinde haritalanabilir. Bu veriler, antropojenik değişimin miktarını (hacimsel hesaplamalar) belirlemek için kritiktir.

Ünite 14: Sürdürülebilirlik, Gelecek ve Jeomorfik Yönetim

Kitabın sonuç bölümünde, insanın yarattığı bu muazzam etkinin nasıl yönetilmesi gerektiği tartışılır.

Restorasyon Jeomorfolojisi: İnsan tarafından tahrip edilen sistemlerin (örneğin kanalize edilmiş bir nehir yatağının veya terk edilmiş bir maden ocağının) doğaya geri kazandırılması sürecidir. Nehirlerin yeniden menderes çizmesine izin verilmesi veya maden sahalarının ağaçlandırılması bu kapsama girer.

Gelecek Senaryoları: Nüfus artışı ve teknolojik gelişim devam ettikçe insanın “jeomorfik bir makine” olarak gücü artacaktır. Sürdürülebilir bir gelecek için, arazi kullanım planlamasında jeomorfologların görüşlerine başvurulmalı ve doğanın dinamik dengesiyle uyumlu mühendislik çözümleri üretilmelidir.


GENEL SONUÇ

Antropojenik jeomorfoloji eğitimi, bizlere yeryüzünün sadece doğal kuvvetlerle değil, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve sosyal kararlarla şekillendiğini öğretir. Kitabın bütününde görüldüğü üzere;

  1. İnsan, sediment hareketliliğinde doğayı geride bırakmıştır.
  2. Doğrudan (kazı/dolgu) ve dolaylı (erozyon/heyelan tetikleme) etkilerle yeni bir “Antropojenik Rölyef” ortaya çıkmıştır.
  3. Bu değişimler, Antroposen olarak adlandırılan yeni jeolojik dönemin en somut kanıtlarıdır.

Antropojenik Jeomorfoloji Deneme Sınavı

1. Antropojenik jeomorfolojiyi klasik jeomorfolojiden ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sadece iç kuvvetleri incelemesi

B) Yalnızca kuvaterner dönemine odaklanması

C) İnsanı başlı başına bir jeomorfik etken olarak ele alması

D) Sadece okyanus tabanlarını araştırması

E) Bitki örtüsünün yer şekilleri üzerindeki etkisini dışlaması

Cevap: B

Açıklama: Klasik jeomorfoloji doğal etkenleri (su, rüzgar, buz) incelerken, antropojenik jeomorfoloji insanın yeryüzünü şekillendirme gücünü merkezine koyar.


2. Antroposen (İnsan Çağı) tartışmalarında, insan faaliyetlerinin küresel ölçekte en belirgin ve hızlı artış gösterdiği “Büyük Hızlanma” (Great Acceleration) dönemi hangi yıl civarında başlatılmaktadır?

A) 1784 (Buharlı makinenin icadı)

B) 1850 (Sanayi Devrimi’nin yayılması)

C) 1950 (Nükleer denemeler ve nüfus patlaması)

D) 1980 (Dijital devrim)

E) 2000 (Milenyum çağı)

Cevap: C

Açıklama: 1950 yılından itibaren radyoaktif serpintiler, plastik birikimi ve betonlaşma hızı jeolojik kayıtlarda çok belirgin bir kırılma yarattığı için bu tarih “Büyük Hızlanma” olarak adlandırılır.


3. Bir orman alanının tarım yapmak amacıyla temizlenmesi sonucunda yağışların toprağı daha hızlı süpürmesi (hızlandırılmış erozyon), insanın hangi tür etkisine örnektir?

A) Doğrudan etki

B) Dolaylı etki

C) Pasif etki

D) Kimyasal etki

E) Tektonik etki

Cevap: B

Açıklama: İnsan bitki örtüsünü kaldırarak bir süreci başlatmış, ancak aşındırma işlemini doğa (yağmur suyu) devam ettirmiştir. Bu durum dolaylı antropojenik etkidir.


4. Aşağıdakilerden hangisi tarımsal faaliyetlerin yeryüzünde oluşturduğu “yapay” bir yer şeklidir?

A) Menderes

B) Obruk

C) Taraça (Teras)

D) Moren

E) Tombolo

Cevap: C

Açıklama: Eğimli yamaçlarda tarım yapabilmek için insan eliyle basamaklar oluşturulması (taraçalama), en yaygın tarımsal antropojenik formdur.


5. Kapalı maden işletmelerinde yeraltı boşluklarının tavanının çökmesi sonucu yüzeyde oluşan dairesel veya eliptik çöküntülere ne ad verilir?

A) Pasa

B) Antropojenik Sirk

C) Tasman

D) Yarma

E) Dolgu

Cevap: C

Açıklama: Tasman, özellikle kömür madenciliği gibi yeraltı kazılarının yapıldığı yerlerde zemin yüzeyinde meydana gelen çökmelerdir.


6. Modern şehirlerde asfalt ve betonla kaplı yüzeylerin (geçirimsiz yüzeyler) artması, jeomorfik sistemde öncelikle hangi sonucu doğurur?

A) Yer altı su seviyesinin yükselmesi

B) Yüzey akışının (run-off) artması ve şehir selleri

C) Erozyonun tamamen durması

D) Fiziksel ufalanmanın durması

E) Rüzgar erozyonunun artması

Cevap: B

Açıklama: Suyun toprağa sızması engellendiği için yağış suları anında yüzey akışına geçer, bu da ani kentsel sellere neden olur.


7. Barajların memsap (aşağı akış) kısmında, suyun sedimentini baraj gölünde bırakması nedeniyle yatağını daha şiddetli aşındırmasına ne denir?

A) Sedimantasyon

B) Aglütinasyon

C) Aç Su (Hungry Water)

D) Ölü Hacim

E) Taşkın Ovası

Cevap: C

Açıklama: Berraklaşan ve tortusuz kalan su, enerjisini taşımak yerine yatağı aşındırmak için harcar; bu olaya “aç su” denir.


8. Kıyı bölgesine inşa edilen bir mendireğin (dalgakıran) bir tarafında kum birikirken, diğer tarafında şiddetli aşınma (erozyon) görülmesinin temel sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Gel-git genliğinin artması

B) Deniz suyunun tuzluluk değişimi

C) Kıyı boyu kum taşınımının kesintiye uğraması

D) Balıkçılık faaliyetleri

E) Deniz tabanındaki volkanizma

Cevap: C

Açıklama: Kıyıya dik yapılan yapılar, doğal akıntıyla taşınan kumun yolunu kestiği için dengesiz bir birikim ve aşınma döngüsü yaratır.


9. Kış turizmi amacıyla inşa edilen kayak pistlerinin jeomorfik açıdan en büyük riski nedir?

A) Çölleşme

B) Bitki örtüsü tahribi ve heyelan tetiklenmesi

C) Buzul oluşumunun hızlanması

D) Karstik çözünmenin artması

E) Rüzgar hızının azalması

Cevap: B

Açıklama: Pist açmak için ağaçların kesilmesi ve zeminin tıraşlanması, yamaç dengesini bozarak heyelanlara ve şiddetli toprak erozyonuna zemin hazırlar.


10. I. Dünya Savaşı’ndan kalma siperler ve bombardıman kraterlerinin oluşturduğu topoğrafya hangi jeomorfoloji alt dalı içinde incelenir?

A) Kentsel Jeomorfoloji

B) Askeri Jeomorfoloji

C) Karst Jeomorfolojisi

D) Glasyal Jeomorfoloji

E) Fluvial Jeomorfoloji

Cevap: B

Açıklama: Savaşların ve askeri tahkimatların yeryüzünde bıraktığı kalıcı izler askeri jeomorfolojinin konusudur.


11. Gelecekte jeolojik katmanlar arasında bulunacak olan plastik, metal, beton ve evsel atıklardan oluşan yeni sediment türüne ne ad verilir?

A) Alüvyon

B) Kolüvyon

C) Teknosfer (Antropojenik Çökel)

D) Moren

E) Lös

Cevap: C

Açıklama: İnsan yapımı malzemelerin oluşturduğu bu yapay katman, Antroposen döneminin karakteristik tortuludur.


12. Büyük baraj göllerindeki suyun ağırlığının yer kabuğunda stres yaratarak küçük/orta ölçekli sarsıntılara yol açmasına ne denir?

A) Volkanik Deprem

B) Rezervuar Kaynaklı Tetiklenmiş Depremsellik (RTS)

C) Tektonik Hareket

D) Tsunami

E) Çökme Depremi

Cevap: B

Açıklama: Baraj göllerindeki devasa su kütlesinin basıncı, fay hatlarını tetikleyerek depremlere neden olabilir.


13. Bitki örtüsü altındaki mikro yer şekillerini ve antropojenik değişimleri santimetre hassasiyetinde belirlemek için kullanılan modern haritalama yöntemi hangisidir?

A) Pusula ile ölçüm

B) LIDAR (Lazer tarama)

C) Barometrik yükseklik ölçümü

D) Gözlem defteri tutma

E) Sismograf kullanımı

Cevap: B

Açıklama: LIDAR teknolojisi, ağaçların arasından süzülerek doğrudan zemini tarayabildiği için gizli kalmış insan müdahalelerini ortaya çıkarır.


14. İnsan tarafından bozulmuş bir nehir yatağının veya terk edilmiş bir maden sahasının doğal dengesine geri döndürülmesi sürecine ne ad verilir?

A) Deformasyon

B) Restorasyon Jeomorfolojisi

C) Degradasyon

D) Ekskavasyon

E) Ekstansiyon

Cevap: B

Açıklama: Zarar görmüş ekosistemlerin ve yer şekillerinin bilimsel yöntemlerle iyileştirilmesi restorasyon (onarım) sürecidir.


15. Aşağıdakilerden hangisi bir akarsuyun mendereslerinin (büklümlerinin) kesilerek kanal içine alınmasının (ıslahı) olası bir sonucudur?

A) Suyun akış hızının azalması

B) Nehrin boyunun uzaması

C) Akış hızının artması ve aşağı havzada taşkın riskinin artması

D) Sediment birikiminin durması

E) Nehir yatağının genişlemesi

Cevap: C

Açıklama: Nehir yolu düzleştirildiğinde suyun hızı artar. Bu durum suyun daha kısa sürede aşağıya ulaşmasına ve oradaki yerleşim yerlerinin sular altında kalmasına neden olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top